Son Posta!

1.jpgGerçekten zamanımız yok mu?

Bugünlerde herkesin dilinde aynı sözcükler… Zamanım yok, çok çalışıyorum, işler çok yoğun… Kendimizi tekrar ediyoruz. Zamanımız hiç kimse,  hiç birşey ve en önemlisi kendimiz için “yok…”  Kimi zaman kendimi bu cümleleri söylerken buluyorum…

Aslında hepimiz için ortak birkaç nokta var bu “zamansız”lığı tetikleyen…

1. Odaklanmamak: İsveç çakısı gibi çalışıyoruz. Elimizde, kolumuzda onlarca karpuz… Çok işe bakıyor, çok işi yapıyor, çok şeyi aynı anda kotarmaya çalışıyoruz. Unuttuğumuz şey; en iyi bıçağın, ya da en iyi makasın sadece BIÇAK ve MAKAS olma görevini yaptığı… 20 tane bir metrelik kuyudan su çıkarmaya çalışıyoruz. Oysa su, 1 tane 20 metrelik kuyudan çıkıyor. Odaklanmak o kuyuyu bulmayı gerektiriyor ve o kuyuya inmeye sadık kalmayı…

2. Zaman/ Performans İkilisini Unutmak:  Saatlerce bilgisayar başında olmak; çok çalıştığımız, daha önemlisi ETKİLİ çalıştığımız anlamına gelmiyor ne yazık ki… Bugün yapılan araştırmalara göre, bir insanın iş başında rahatsız edilmeden çalışabilme süresi 10 dakikanın altında… Beynin sürekli bölünmesi, iletilen mesajların yoğunluğu ve aklımızı karıştırmak için bulunmaz bir fırsat olan sosyal medyanın varlığı sebebiyle, bilgisayar başında geçirilen saatlerin etkili olan bölümü ne yazık ki tahminimizin çok altında…

3. Aşk’sızlık: Bu başlık şaşırtıcı gelebilir. Ancak işimize karşı duyduğumuz “aşk” seviyesinin, sarf ettiğimiz zamansızlık ve mutsuzluk cümlelerini etkilediğini düşünüyorum. Kendime baktım ben cümleleri en çok ne zaman kuruyorum diye… Ne zaman ki o anda yaptığım projeye aşık değilim, o zaman yoruyor beni işler… O zaman saatler akmıyor, o zaman işler tutkuyla yürümüyor. Ama ne zaman ki projeme aşığım, o an iş değil üzerinde çalıştığım şey…Hobi belki… Nasıl ki sevgiliyle geçirilen her dakika, kıymetlidir, hiç bitmesin istenir ve heyecanla akar… İşte öyle etkiliyor aşk, yaptığımız işleri ve o zamanı nasıl geçirdiğimizi… Aşk’la yaptığım hiçbir işin sonunda yoruldum demedim, zamanım yok demedim… Kendime zaman ayırmak istiyorum demedim…

Odaklanmak istediğimiz alanları bulmak, zamanın niceliğinin değil niteliğinin önemli olduğunu fark etmek ve “aşk” la tutunabileceğimiz işleri yapmak…

2013’te zaman hepimiz için aşk’la geçsin… Sanıyorum bu üç başlığın içinden en önemlisi bu…

Gözde